Şiir, Öykü, Deneme, Anı, Eleştiri, Günlük,Şarkı Sözü, Resim, Fotoğraf, Müzik, MP3, Sinema, Edebiyat, Kültür, Linkler, Sizden Gelenler...  Bünax Sanat
İletişim:
bunax@hotmail.com
Website counter
GÜNÜN SÜRPRİZİ
1-10 Şubat Ocak 2012
kısa bir ara...
johnny guitar
rahmetli şair'in anısına...
Yüzlerce değişik ağacın, binlerce tür çiçeğin, sayısız meyve ve sebze türlerinin olduğu bir bahçe düşleyin. Bu bahçenin sorumlusu olan bahçıvanın da yenir ve yenemez ayrımından başka bir tanım bilmediğini. Bu durumda bahçenin onda dokuzu ona göre işe yaramaz, öyle olunca da en güzel çiçekleri yolup en soylu ağaçları keser, belki de lanetleyip kötü gözle bakar onlara.

Herman Hesse (Bozkır Kurdu'ndan)

Kelimeler her şeyi anlatır. Ama her şeyi yaşatmaz. Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni? Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin. Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin. Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni. Kendimi anlatıp da ...bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni. Hani yaşamadan bilemeyeceğin şeyler vardır ya, onlardan biriyim belki. Bazıları için herhangi biri... Bazıları için vazgeçilmez biri... Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde...

Ilknur Oktay'a teşekkürler...

YA YOKSAN YANIMDA
(BÖLÜM 3)

Kendimi kaybettim belki de ve bu yüzden tam olarak ne olduğunu ayıramıyorum. Kışın, alıp verdiğim nefesimdeki buharın karıştığı yoğun sis içinde önümü göremeden yaptığım uzun yürüyüşlerdeki gibi nerede olduğumu bilemeden kendimi kaybettim belli ki. Kendini kaybetmek bu kadar huzur verebilir mi insana? Pek çok kez kendimizi kaybeder ve olanı biteni bununla açıklama yoluna gideriz. Başka türlü açıklanmayacak şeyler için bulunabilecek en güzel kılıftır kendini kaybettiğini söylemek. Hep kendimizi kaybederiz. Ya kendini bulmak nasıl bir şeydir? Hiç durmadan kendi etrafınızda dönmekten başınız dönerken aniden durup sizin etrafınızda dönen her şeyi hareketsiz ve sakin bir şekilde görebilmek midir kendini bulmak? Peki kendinizi en son ne zaman buldunuz? Bulduğunuzda hala siz miydiniz? Nerede, ne yapıyordunuz? Kiminleydiniz? Kendinizi bulduğunuzu düşündüğünüzde kendinizden kaçalı çok uzun zaman geçtiğini, artık başka biri olduğunuzu, farklı bir yerde başka insanlarla olmanız gerektiğini fark ettiğinizde kendinizi tekrar bilinçli olarak kaybetmek daha iyi bir seçenek gibi gelmiyor mu? Belki de burnunu hiçbir şeye sokmadan ve fazla kurcalamadan yaşamak en iyisi. Etrafınızı kaplayan sisin içinde yaşayıp ardında ne olduğunu sorgulamadan verdiğiniz nefesin sis içine karışmasından tat almak yeterli. İyi ama ben o an'ı kendimi kaybettiğimde mi yoksa kendimi bulduğumda mı yaşadım? O yanımdayken sisin içinde mi dönüyordum yoksa etrafımda dönen sisi mi izliyordum? Öyle görünüyor ki başımın üstünde tavanda duran tek lambanın verdiği cılız ışık bu soruyu cevaplamam için yeterli değil. En azından şimdilik…

***

- Yine mi siz?
- Biz tabi ki başka kim seni bu kadar sevebilir ki?
- Bu kadar sık gelmenizi sevmiyorum ama.
- Sonuçta gelmemizi sevmediğini söyleyemiyorsun bak.
- Bizsiz olamayacağını da kabul ediyorsundur artık. Yalnız, ikimize ihtiyacın varda şuna neden ihtiyacın olsun bilmiyorum.
- Sen onlara bakma. Ben olmasam bu ikisi birbirini öldürmek için bir saniye beklemez.
- Şu an üçünüzü de görmek istemiyorum bu kesin.
- Sen kavrayamıyorsun olayları.
- Safsın sen!
- Evet haklılar, bırak artık bu işleri, bizi dinle.
- Peki deyip sizi dinleme hatasına tekrar düşmeyeceğim. Zaman kaybı.
- İyi düşünebilsen kaybettiğin sadece zaman değil, sensin.
- Benim kaybettiğim bir şey yok!
- Ha şöyle konuş bakalım. Bizsiz yapamazsın sen, boşuna direnme.
- Biz olmasak seni mahvederler. Mahvettiler de zaten. Hiç dinlemedin bizi hiç!
- Evet ya, olanı biteni göremiyor musun hala?
- Benim değil sizin göremedikleriniz var.
- Neymiş merak ettim doğrusu.
- Bunu size ispatlamak zorunda değilim.
- Bırakın üstüne gelmeyin, iddialaşmaya gerek yok. Hepimiz aynı gemideyiz unutmayın.
- Siz bir şeyleri var sayarak başka şeyleri yok sayıyorsunuz. Var olan bir şeyi yok sayamazsınız.
- Bak, biliyorsun onlar böyle gizemli hallerde gelir, güzel konuşup samimi davranırlar. Aklında iz bırakırlar. Aratırlar. Kaç kez söyleyeceğim sana bunu? Nasıl anlamazsın aradığın şeyin yalan olduğunu?
- Üstelik ilk de değil bu. Hadi bize bu konuda inanmıyorsun, önceki örnekler, alınan dersler? Biraz mantık kur, biraz gör artık!
- Her örnek aynı olsa belki haklısınız.
- Sonuç hep aynı ama naber.
- Aradığımın ne olduğunu bilmeden her şeyi aynı göremem.
- Aradığını bilmediğin bir şey için bizi dışlıyorsun, bildiklerini!
- Her şey aynı ise anlamı ne yaşamanın?
- En iyisini ye, en güzelini iç, en çok sen tüket diye varsın bu dünyada. Onlar seni değil sen onları tüket diye varsın. Anlam bu!
- Her şeyin en çoğu sadece senin olmalı. Amaç bu.
- En güzelin en çoğuna sahip olmak seni her zaman mutlu etmeli.
- İşte sorun burada. Bahsettiğiniz şeyler beni anlık mutlu ediyor.
- Harbiden saf bu ya!
- Yok öyle demeyelim. Görecek bunları zamanla. Kimisine bir bela, kimisine bin cefa.
- Bakalım ne bulacak karşısında bu defa!
- Siz bana aitsiniz ben size ait değilim. Bu benim; beni ben yapan şeyler. Sizin bela ya da cefa dedikleriniz benim için şerefler.
- Gerçekten şerefsiz bu adam ya! Ne alakası var şerefle bahsettiklerinin. Her önüne gelen seni kandırıyor. Kafana vurup elinden alıyor seni. Söyle, karşınına alıp kim dürüst oldu sana. Bizden başka kim konuşuyor mertçe seninle? Nasıl bir şereftir şerefsizlik!
- Anlayamıyorsunuz. Sizinle konuşabilmemin tek nedeni de bu şeref.
- Keşke konuşmak zorunda kalmasaydık.
- Yine aynı şeyler olacak, biz bunu görebiliyoruz. Sen göremiyorsun.
- Siz sadece olmuş olanları görüyorsunuz, olacakları değil! Ve unutuyorsunuz ki;
Varsa ümitte bir değer, ümit için her şeye değer.
Bulduğum şey o değilse aradığım değilmiş meğer.
Gönül aradığını yine de sever.

***

Hüseyin Serçe
YA YOKSAN YANIMDA
(Bölüm 4)

Ne arıyorum ben? Ne aradığını bilmeden aradığını nasıl sever insan? Gün doğuşunda içimde beliren her heyecanda, ufka baktığımda yaşadığım her umutta ve hüzünle daldığım her gün batımında adını koyamadığımı arıyorum paramparça. Özlemle bakıyorum ay ışığına ve yıldızlara. Hep aynı gözlerle bakıp hep aynı şeyi mi aramıştım ben yoksa? Tuttuğum sıcacık el ve benimle konuşan sevgi dolu ses aradığımın ne olduğundan emin olmamı mı sağladı? Yanımda olma amacı bu muydu? Peki yanımdan gitme amacı ne idi? İnsan söz verip sevdiğinin yanından gider mi? Sevdiğini bırakıp gittiği yerde sevdiğini nasıl bulacak ki? Samimiyet mahrumu insanlarla dolu dünyada yaşayamıyor belki? Ben mi gittim yoksa onun yanından? Ya aslında ben onun yanında yoksam? Öyle ya söz vermişti hep yanımda olacaktı? Neden sözünü tutmamış olsun ki? Bir an onun yaşadığı yere gittiğimde tuttum o eli belki? Ya o da beni arıyorsa şimdi? Ya ona da benin yalan olduğumu söylüyorlarsa? İnanıp pes eder mi onlara, bırakır mı beni son verip aramaya. İnsan sevdiği şeyi aramaz ise aradığı şeyi nasıl sever? O zaman gerçekten arıyor olabilir mi? Beni gerçekten sevmeyi bırakmış olabilir mi? Güçsüz olduğunu ya da nasıl olsa bulamayacağını düşünerek kurduğu mantık bu arayışa son vermesine sebep olmuş olabilir mi? Peki insan mantığıyla sever mi? Bu mantık samimiyetsizlik olmaz mı? Ya o da mantığı ile davrananlardansa? Ya bu yüzden artık yoksa yanımda?

* * *
- Hoş geldin, nihayet sonunda gelebildin, görebildim seni tekrar.
* Hoş bulduk, ah seni ne çok özlemişim.
- Bunu duyduğuma inan çok sevindim. Biraz soluklan istersen uzun yoldan geldin.
* Bilmem, hiç yorgun hissetmedim şimdi. Hasretin verdiği heyecandan belli ki! Bakayım önce şu odalara.
- Bak bakalım ne değişmiş.
* Her şey olduğu gibi, bıraktığım gibisin. Çok üşümüşsün ama malum kış, yılın en soğuk günleri.
- Dışarıdaki soğuktan değil! Sevgiyle ısıtılmayan bir evden sıcaklık bekleyebilir misin?
* Sırf sevgi ile ısınabilir miydin?
- Bilmem aklıma başka bir şey gelmiyor.
* Ne diyebilirim ki senin hakkını veremedim hiç.
- Hakkını vermek için hakkını vermeye çalışmak lazım.
* Senin için bu kadar çabalamış olmama rağmen evet, veremedim hakkını.
- Neyse üzme kendini bunun için. Ben yine de sevdim seni hep.
* Sevgi böyle bir şey demek; seni sevmek için çabalamayanı sevmek.
- Olsun ben yine de bekledim seni, adını sen koy artık. Hoş buna bir isim vermeye gerek var mı?
* Haklısın adını koymak için sevmez insan.
- Hatırlasana ilk tanışmamızı. Senin gözlerindeki ışıltı büyüledi beni. Her getirdiğin kolide baktım o gözlere doya doya hiç solmuş mu diye. O zamanlar her gelişin heyecan doluydu. Her getirdiğin, her açtığın koliden o kadar keyif alıyordun ki.
* İnsanın gerçek evine taşındığını hissetmesi o kadar keyiflidir ki.
- Beni aldığın günü de çok iyi hatırlıyorum, en güzel kıyafetlerini giyip çıkmıştın kutlamaya dışarı. Ne mutluydun, ne içten kahkahalardı onlar!
* Evet, bugünlerde birazda olsa içtenlikle, samimiyetle gülene az rastlanıyor artık.
- Aramızda hala bir bağ var ya yeter bana. Hem neden olmasın, her şey ilk gün gibi tekrar yaşanmasın.
* Belki de bırakmak, vazgeçmek zamanıdır seni. Yeni insanlarla yeni bir neşe gelir hayatına.
- İnsanın aklına ayrılık fikri girdi mi bir kere, yalvarmak yapma demek nafile. Ama beni o kadar kolay bırakabilecek misin?
* Bırakmak isteyen kim deli! Sımsıkı sarılmaktan başka bir şey geçmiyor aklımdan. Sadece sana kıyamıyorum.
- Sen asıl kendine kıyamıyorsun, iyi düşünürsen bulursun.
* Bununla teselli mi arıyorsun? Gururlu davranmak kime ne kazandırmış ki? Seninde bana ihtiyacın var apaçık belli değil mi?
- …
* Bir şey söyleyemiyorsun, susmak kabullenmektir.
- Haklısın galiba. İnsanın alıştığı sesten içine çektiği nefesten vazgeçmesi kolay mı? Yeni insanlara alışmanın zor olmasından değil? Nelere alışılmıyor ki? Hepsi istek ve zaman meselesi.
* Ne yapalım peki? Acıyı mı paylaşacağız beraber kalıp?
- Acı olmadan mutluluk olabilir mi? Sen mutluluğu pürüzsüz bir yol mu sandın?
* Ya aradığı mı sende bulamazsam? Bundan mutlu olabilecek misin?
- Sen aradığını kendinde bulacaksın bende değil.
* Niye sana ihtiyacım olsun ki o zaman?
- Ben yanında olacağım, yanında olmamı istiyorsan.
* Neden yanımda olasın ki peki o zaman?
- Bunu aradığın şeyi bulduğun zaman anlayacaksın.
* Ya ne onu ne de kendimi bulamazsam?

Hüseyin Serçe